Yandı Bitti Kül Oldu

Çok iyi yemek yaparım. Bunu övünerek değil, şükran duyarak söylüyorum zira yaptığım yemekler sadece benim marifetim değildirler. Toprağın, suyun, havanın, gözle görünmeyen mikro organizmaların, bana nasıl yemek yapılır öğretenlerin, ailemin, öğretmenlerimin, gelmiş geçmiş tüm şeflerimin ve onların şeflerinin, ailelerinin, öğretmenlerinin, kullandığım patatesi ekip biçenlerin, patatesi ekip biçmeyi akıl edenlerin, patatesi satanların, patatesin kendisinin… Tüm bunlar ve hatta çok daha uzun bir liste varken, nasıl olur da sadece ben yapıyorum diye övüneyim… 
Çok iyi yemek yaparım zira kullandığım malzemeler ile konuşurum; kimmiş, kimlerdenmiş, nereden gelmiş, kimlerin eli, emeği değmiş, teri akmış bilmeye çalışırım. Huyunu suyunu anlamaya çalışır, dinlerim onları. Bu yüzden onlar da bana konuşurlar, hem yalnız bana değil, yiyenlere de konuşurlar ki ‘’eli lezzetlidir’’ dedirten onlardır…
Yaptığım yemekleri kendim yemekten ziyade paylaşmayı severim. Tattırmaya, doyurmaya bayılırım.  Hatta yemekten çok yedirmeyi severim. Nasıl yaptığımı da anlatmaya bayılırım. Nereden aklıma geldiğini söylemeye de, tarif vermeye de, teknik öğretmeye de, neyi nereden aldığımı listelemeye de bayılırım. Hiç sırrı yoktur yemeklerimin zira yukarıda saydığım sebeplerden ötürü ne bilgi ne de yaptığım yemekler benimdir… 
Durumlar böyleyken 2013 yılının Eylül ayında ‘’SonMastori’’ bloğumu açtım. Onlarca tarif, keşif, malzeme, bilgi, anı paylaştım. Sayesinde bir sürü insan tanıdım. Bir çoğu çok sevdiğim dostlarım oldular. Bu kişilerden biri Soner’dir mesela. Muhtemelen bu yazıyı okumayacağı için rahat rahat yazayım :) hani derler ya, iki eli kanda olsa ‘’yetiş’’ desen gelir. *Ron Swanson tadında, güvenilir bir dosttur kendisi… Hilmi T. vardır, Atakan vardır… Vardır oğlu vardır yani…  Bir sürü güzel iş yaptım bu blog sayesinde keza bir sürü yer gezdim; tecrübe oldu, ufuk açtı, genişletti, hafifletti. Bir sürü kapı açtı, bir sürü kişiye dokundum ve onlar da bana. İlham verdiğimi söyleyen de oldu, yaptıklarımı hiç beğenmeyen de… ‘’ Yürü be Mastori aslansın, kaplansın’’ diyen de oldu ‘’Hadi oradan bacaksız Mastori’’ diyen de :) 
Beğenen, beğenmeyen, seven, sevmeyen herkesin canı sağ olsun… Küstüğüm de oldu. Yaptıklarımı son derece anlamsız bulduğum, en kalın perdeleri çekip, içime kapandığım, up uzun bir zaman da oldu… 
Hayat görüşüm değişti, doğal olarak yemekle olan ilişkim de. Zaten çok sevdiğim hayvanları insandan ayıramaz hale geldim. Şimdilerde iki seneyi geçti, onları pişiremez ve yiyemez oldum. (Konumuz bu olmadığından ötürü buraları kestiriyorum fakat bu konuyu deşmek isteyen herkesle seve seve sohbete dalabilirim ) Bu durum doğal olarak işimi değiştirdi. - konumuz bu da olmadığından buraları da atlıyorum - velhasıl kelam sonmastori.com ‘da bize ayrılan süresinin sonuna gelmiş bulundum :) hoş, zaten bir seneden fazladır güzelim bloğun üzerine ölü toprağı sermiştim ya… Olan oldu ve inceldiği yerden de koptu… Güle güle sonmastori.com . Her şey için çok teşekkür ederim, iyi ki vardın.
SonMastori.com yanıp bitip kül olmuş olabilir ama yazının başında da dediğim gibi gördüğümü, bildiğimi, hoşuma gidenleri, bana ilham verenleri, merak ettiklerimi, bilhassa da ruhumu okşayanları paylaşmayı çok seviyorum. Bu yüzden de müjdeler olsun ki bundan sonra hazırlayacağım içeriklerin hepsini, %100 Doğal ve tek tek elde yaptığım, malumunuz canım tütsülerimin web sitesi olan Meru.Love adresinin ‘’BLOG’’ bölümünde paylaşacağım. 
Tat, Bitki, Koku, Ses, Şifa başlıkları altında; Vegan / Vejetaryen yemek tarifleri, püf noktaları, şifalı bitkiler, baharat ve kokular, meditasyon ve diğer sürpriz içeriklerin hepsi burada olacak. Sizlerin de okumanız, paylaşıp, yaymanız dileğiyle. Şimdilik müsadenizle okkalı bir keyif kahvesi içmeye gidiyorum.
Huzur ve neşe ile…
*Ron Swanson: Parks and Recreation dizisindeki Nick Offerman’ın canlandırdığı karakter.


Tarih 15 Kasım 2019
Paylaş